Mehmet KUVVET
Merhaba Ebem !
Sezar’ın
Sezaryenine inat
direndi anaç…
Bohçacı kadın sunağı
duruş…kıymetli !
Bıçaksız başkaldırış
İzotonik yaşamdan
Çekik gözlü bir bakış
Gerçek katkısız yalan yaşam
Merhaba ebem !
Baş aşağı başlangıç
Oksijen değmişliğe ilk feryat
Ciğerden…
Ebe tokadı kıçında
Boşalan amnion … yaşama
Merhaba !
30.10.2006 – Trabzon
………………
Zor Aşk
Diledim!
Yakmadı ateşin harı
Ak düşürdü saçlarıma…
İçtiğim üzümden bulanıklığı
Hala başımda dağ !
Penceremde kalan görüntü
Boş bağ !
Yürekte
Okyanusun fark etmediği dalga
Sessiz !
Dolaşır şiirde imgeler
Kimse(siz) !
Aşk
Taşı sıkar
Vuslat ! takat kalırsa
Çare(siz) !
20.10.2006 - Trabzon
…………………
Kale Dibi Çocukları
Bilmezken
Kale surlarının dibinde biten
Isırgan otunun kalleşliğini
Sızısını alan
Livara otunun dostluğunu severdi
Çalı gibi bacaklarım.
Kale dibinin
Sıvası dökük evine bıraktığım çişim
Hoplaya zıplaya denize giderdi
Ve ben o denizde yüzerdim
Denizci değil alamancıydı babam
Bu yüzden ekmek paramızı veren
Onlaraydı ergenlik küfürlerim.
Ben alman ekmeğiyle büyüdüm
Sıvası hala dökük
Zağnos deresi evlerinin
Ve hala çalı bacaklı çocuklar
Isırganlar arasında gezinip küfretmekte
Çişlerini yaptıkları denizde yıkanmaktalar
Hepsinin sıvası dökük evlerinde
Eskiden olduğu gibi
Köyden gelen kara lahana kaynamakta
Ve bu çocuklar
Hala gazlarından tanınmakta…
23.07.2006-Trabzon
**************
KÖMÜR KARA
Aklın yolu birdir ama
Sende yok ki bilesin,
Bu millet aptal mı ki
Boşa ezan dinlersin.
Yapma millete cefa
Bir defa,iki defa
Allah yaratmaz herkesi
Senin gibi mankafa
Baktık boyuna posuna
Koyduk adem soyuna
Lanet huyuna suyuna
Seni toprak doyura
Çaldık kapını boşuna
İçin benzemez dışına
Boşa kulları kandırma
Ne olur Allah aşkına
Yaptığın tüm sevaplar
Yazılsa da hanene
Yetim hakkı yiyorsun
Vay olacak haline
Onlar insan sen soysuz
Onlar çalışır sen yersin
Boşuna seccadeni
Kabe yoluna serersin
Geldiğinde sırata
Sakın bizi arama
Ayağın kaymasın sakın
Düşersin kucağıma
Aptes alma be çıyan
Boşa su kirletirsin
Bir yıllık su parasıyla
Borçlarını ödersin
Senin Allah’ın para
Ara doları ara
Öbür yana gidince
Olursun kömür kara
23.08.2005 TRABZON
**************
ADIN DERYA ADIN DENİZ
Rakıyı keyifli,dalgalarını doyumsuz
Maviyi yakışır yapan sana
İçimde ki umuttur
Oynama acılarımla,sevinçlerimle
Adın derya,adın deniz
Dalgaların gecelerin sancısı
Doğurmak için gündüzü
Gecelerin feneri yıldızları
Aşka küskün yüreğime bastım kaç gece
Kor diye
Yanındayken özlediğimde onu
Nicedir kimse çalmamıştı gönül kapımı
Dalgalarından başka
Adın derya,adın deniz
Sen eksik kalan yanımsın
Sığdıramadığım cümlelere
Koynumda hasretinle uyuyup
Kıvrandım yalnızlığın acısıyla çok gece
Dondurma içimdeki gök kuşağını
Yaşatma bana o yokken sevdamı
Adın derya,adın deniz
Aşkımı alıp tüketme umudu
Ruhumu alıp tüketme mavilikleri
Tüketme gücümü bedenimi alıp
Kötü olsun adı sevgi olsun
Denilmesin adına nefret
Sundum maviliklerine sevgimi adaktır
Adın derya adın deniz
Niyedir hiçbir şey bilmiyor muşluğun
Yeni doğacak güne midir
Nazlı nazlı çalkantıların
Gün doğunca,güneşin senden aldığını
Yağmur olarak verir doğa eksilmezsin
Ayırt edemiyorsun
Topluyorsun bütün acı ve sevinç göz yaşlarını
Ha bire bir buluta bir sana
Adın derya ,adın deniz
10.06.2004 Trabzon
**************
DİLEK
yükün ağır
yolun çatal
aynan kör...
sevgi tomurcuklarının pınarı yüreğin kırgın
buğusuyla görülmez yapan
yaşamın aynasını
elasından süzülen gözyaşlandır gözlerinin.
hep siyahla karşılaşacak değilsin ya
sil buğusunu aynanın
beyaz bulutlar yakışır elasına gözlerinin
aydınlanır sevgi tomurcuklarıyla
kırgın yüreğin.
koca bir yaşam
sonu meçhul görünen
birkaç adımlık
yolu dikenli kaygan
aklın ve yüreğinle
aynan yansıtan
yükün hafif
talihin açık olsundur
dileğim..
26.07.2005, TRABZON
………….
UMUT
Yıldızlı gökyüzü
Gecenin istediği aydınlık
Hovarda...
Sevgisiz bırakılmışlığın
Sert ve kırılganlığıyla
Aydınlığını vermek istiyordu geceye
Gün ışıması
Bırakma parlak umutların peşini
Karanlıklar talepkâr
Sabahın aydınlığına
Kendini sunacak alacakaranlığa
Güneş...
Aktarmak için yüreğinin sevgi tomurcuklarını
Kucaklamak istiyordu umudu
Gönül...
Gün gelir salınırken
Yanında başakların boy boy
İçini kıpırdatacak yaşantıların
Olacaktır elbette
Gizemli...
08.07.2005, TRABZON
**************
RENK SARHOŞU GÖZLERİM
Yine hüzün aylarındayım sonbaharın
Gizemli
Alacakaranlık kuşları gibi
Çok güzellikler yasadım doya doya
Yağmurlara öykü
Yangınlara kül oldum
Hırçın dalgalarıma yatak olduğumda
Duruldum
Durgun su oldum,
Bülbülün oldum
Solgun bir çiçekken dokunduğunda
sevdayı şakıyan
Ama
Çıktığında arasından göğsünün
süzülerek sevdam
Tuzlara deniz oldu gözyaşlarım
Göğsüne yasladığın kitap değildim
seni hatmeden
Hangi söz,hangi şiirle oluruz
Yeniden tek yürek
Yandı yeşil yaprakları
Alev alev
Buram buram
Sevdamın
İçirdin gökkuşağını dudaklarıma
Renk sarhoşu simdi
Kahrolası
Seni seven gözlerim...
06.09.2004
**************
RENK SARHOŞU GÖZLERİM
Yine hüzün aylarındayım sonbaharın
Gizemli
Alacakaranlık kuşları gibi
Çok güzellikler yasadım doya doya
Yağmurlara öykü
Yangınlara kül oldum
Hırçın dalgalarıma yatak olduğumda
Duruldum
Durgun su oldum,
Bülbülün oldum
Solgun bir çiçekken dokunduğunda
sevdayı şakıyan
Ama
Çıktığında arasından göğsünün
süzülerek sevdam
Tuzlara deniz oldu gözyaşlarım
Göğsüne yasladığın kitap değildim
seni hatmeden
Hangi söz,hangi şiirle oluruz
Yeniden tek yürek
Yandı yeşil yaprakları
Alev alev
Buram buram
Sevdamın
İçirdin gökkuşağını dudaklarıma
Renk sarhoşu simdi
Kahrolası
Seni seven gözlerim...
06.09.2004
**************
ÇAKMAK ATEŞİ
İçimde bir fırtına ki
dinmek nedir bilmez.
İçimde bir alev ki
çakmak ateşiyle alevlenmiş.
İçimde bir umut ki
sonu nedir bilinmez.
İçimde bir sevgi ki
Allah’ım bunu anlamaz.
İçimde bir aşk ki
onu kalbime gömdüm.
Ama bakıyordum, görmüyordum.
istiyordum, boşuna:
Sanırdım ki anlamaz.
duygusuzdur sanırdım.
Duyguyu erken tadıp, geç çözdüm dilini
Duyduğum, tattığım
Onun yansımasıymış
Geç de olsa anladım.
(20.09.2000)
……………
AYDINLIK GÜNLER
Sevgi dolu bakışlar gönderiyorum ileriye,
Görüyorum arıyorsun aydınlık günleri
İnancının sonsuzluğunu, umut dolu bekleyişini…
Görüyorum.
Önümdeki yolları ve senin seçtiğini görüyorum…
“AYDINLIK GÜNLER”
Bir gün gelecek açacak kollarını bizlere.
Saracak, saracak doyasıya;
“Aydınlığa hoş geldiniz
Diyerek…
(21.02.1980, Trabzon)
…………….
ENGEL DEĞİL
Gülhane Parkı değil ki
Yok ki ağacı yanımda,
sen de yoksun…
Munzur’un kıyısındayım
Etrafım kar beyaz
Isınıyorum düşünerek seni
Karartsa da içimi yokluğun
beyaza baka baka,
Engel değil çınarın yokluğu
şiir yazmama…
Sen varsın görünmeyen
yanımda…
(04.01.1987, Ovacık/ Tunceli)
……………
NİNEMİN ANISINA
Sandukadaki cevizlerin hatırınadır,
Küçük koltuğumun altında
Arasında tahin helvasıyla,
Sıkı sıkıya tuttuğum
Somun ekmeği köye ulaştığında
karşılıksız kalmazdı.
Açılan ceviz sanduka
beş kızın çeyizinden sonra
Mis gibi elma kokardı ama
Benim aklım cevizlerdeydi
sandığın felemitindeki…
Muhacirlikten sonra
Rahmetli ninem somun ekmeğini
Bense cevizi çok severdim.
Şimdilerde ise her bayram
Koltuğumun altı boş da olsa
Elma kokusu olur mezarında ninemin
cevizler olmasa da…
(28.04.2003, Trabzon)
*******************
MEHMET KUVVET:
1962 yılında Trabzon/ Akçaabat- Derecik’te dünyaya geldi. Öğrenim yaşamı Trabzon’da geçti.
1983’te KTÜ, FEE, Biyoloji Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Tunceli Ovacık, Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi, Giresun Eynesil İmam Hatip Lisesi, Trabzon Affan Kitapçıoğlu Lisesi’nde çalıştı. 1993’te Milli Eğitim’deki görevinden ayrılıp Özel bir dershanenin kurucuları arasında yer aldı.
Mehmet Kuvvet’in ÇAKMAK ATEŞİ adlı şiir kitabı, Kasım 2003 basımıyla, okurlarıyla buluştu. Ürünleri ÇALI, AYKIRISANAT, ARDIÇKUŞU dergilerinde yayımlandı.
**************
RENK SARHOŞU GÖZLERİM
Yine hüzün aylarındayım sonbaharın
Gizemli
Alacakaranlık kuşları gibi
Çok güzellikler yasadım doya doya
Yağmurlara öykü
Yangınlara kül oldum
Hırçın dalgalarıma yatak olduğumda
Duruldum
Durgun su oldum,
Bülbülün oldum
Solgun bir çiçekken dokunduğunda
sevdayı şakıyan
Ama
Çıktığında arasından göğsünün
süzülerek sevdam
Tuzlara deniz oldu gözyaşlarım
Göğsüne yasladığın kitap değildim
seni hatmeden
Hangi söz,hangi şiirle oluruz
Yeniden tek yürek
Yandı yeşil yaprakları
Alev alev
Buram buram
Sevdamın
İçirdin gökkuşağını dudaklarıma
Renk sarhoşu simdi
Kahrolası
Seni seven gözlerim...
06.09.2004
**************
RENK SARHOŞU GÖZLERİM
Yine hüzün aylarındayım sonbaharın
Gizemli
Alacakaranlık kuşları gibi
Çok güzellikler yasadım doya doya
Yağmurlara öykü
Yangınlara kül oldum
Hırçın dalgalarıma yatak olduğumda
Duruldum
Durgun su oldum,
Bülbülün oldum
Solgun bir çiçekken dokunduğunda
sevdayı şakıyan
Ama
Çıktığında arasından göğsünün
süzülerek sevdam
Tuzlara deniz oldu gözyaşlarım
Göğsüne yasladığın kitap değildim
seni hatmeden
Hangi söz,hangi şiirle oluruz
Yeniden tek yürek
Yandı yeşil yaprakları
Alev alev
Buram buram
Sevdamın
İçirdin gökkuşağını dudaklarıma
Renk sarhoşu simdi
Kahrolası
Seni seven gözlerim...
06.09.2004
**************
ÇAKMAK ATEŞİ
İçimde bir fırtına ki
dinmek nedir bilmez.
İçimde bir alev ki
çakmak ateşiyle alevlenmiş.
İçimde bir umut ki
sonu nedir bilinmez.
İçimde bir sevgi ki
Allah’ım bunu anlamaz.
İçimde bir aşk ki
onu kalbime gömdüm.
Ama bakıyordum, görmüyordum.
istiyordum, boşuna:
Sanırdım ki anlamaz.
duygusuzdur sanırdım.
Duyguyu erken tadıp, geç çözdüm dilini
Duyduğum, tattığım
Onun yansımasıymış
Geç de olsa anladım.
(20.09.2000)
……………
AYDINLIK GÜNLER
Sevgi dolu bakışlar gönderiyorum ileriye,
Görüyorum arıyorsun aydınlık günleri
İnancının sonsuzluğunu, umut dolu bekleyişini…
Görüyorum.
Önümdeki yolları ve senin seçtiğini görüyorum…
“AYDINLIK GÜNLER”
Bir gün gelecek açacak kollarını bizlere.
Saracak, saracak doyasıya;
“Aydınlığa hoş geldiniz
Diyerek…
(21.02.1980, Trabzon)
…………….
ENGEL DEĞİL
Gülhane Parkı değil ki
Yok ki ağacı yanımda,
sen de yoksun…
Munzur’un kıyısındayım
Etrafım kar beyaz
Isınıyorum düşünerek seni
Karartsa da içimi yokluğun
beyaza baka baka,
Engel değil çınarın yokluğu
şiir yazmama…
Sen varsın görünmeyen
yanımda…
(04.01.1987, Ovacık/ Tunceli)
……………
NİNEMİN ANISINA
Sandukadaki cevizlerin hatırınadır,
Küçük koltuğumun altında
Arasında tahin helvasıyla,
Sıkı sıkıya tuttuğum
Somun ekmeği köye ulaştığında
karşılıksız kalmazdı.
Açılan ceviz sanduka
beş kızın çeyizinden sonra
Mis gibi elma kokardı ama
Benim aklım cevizlerdeydi
sandığın felemitindeki…
Muhacirlikten sonra
Rahmetli ninem somun ekmeğini
Bense cevizi çok severdim.
Şimdilerde ise her bayram
Koltuğumun altı boş da olsa
Elma kokusu olur mezarında ninemin
cevizler olmasa da…
(28.04.2003, Trabzon)
*******************
MEHMET KUVVET:
1962 yılında Trabzon/ Akçaabat- Derecik’te dünyaya geldi. Öğrenim yaşamı Trabzon’da geçti.
1983’te KTÜ, FEE, Biyoloji Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Tunceli Ovacık, Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi, Giresun Eynesil İmam Hatip Lisesi, Trabzon Affan Kitapçıoğlu Lisesi’nde çalıştı. 1993’te Milli Eğitim’deki görevinden ayrılıp Özel bir dershanenin kurucuları arasında yer aldı.
Mehmet Kuvvet’in ÇAKMAK ATEŞİ adlı şiir kitabı, Kasım 2003 basımıyla, okurlarıyla buluştu.
**************
1962 yılında Trabzon/ Akçaabat- Derecik’te dünyaya geldi. Öğrenim yaşamı Trabzon’da geçti.
1983’te KTÜ, FEE, Biyoloji Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Tunceli Ovacık, Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi, Giresun Eynesil İmam Hatip Lisesi, Trabzon Affan Kitapçıoğlu Lisesi’nde çalıştı. 1993’te Milli Eğitim’deki görevinden ayrılıp Özel bir dershanenin kurucuları arasında yer aldı.
Mehmet Kuvvet’in ÇAKMAK ATEŞİ adlı şiir kitabı, Kasım 2003 basımıyla, okurlarıyla buluştu.