İnsandır denecek insan kalmamış
Hayvanlar en hayvan insandan uzak
Âsi işgalinde ihsan kalmamış
Nasipsizler lütuf, ihsandan uzak.
Körelmiş ocaklar canları yakar
Zamanı zapteden anları yakar.
Anlamsız ne varsa, mânalar vîran
Deliler kol gezer olmuş ülkemde
Âsiler huzuru gasbetmiş, her an
Çiçekler zamansız solmuş ülkemde.
Beyin felç olmadan, beden olmazmış
Dağılmış sürüyü güden olmazmış.
……………
Ahududu reçelim
Dut pestili gülüşüne
Çok susadı yüreğim!..
Yediveren tomurcuğu
yanaklarında eriyen kaybolan…
geçtiğin yollarda açılmak için
çan atan çiçek benim!..
Yırtmak istiyorum
ayrılıktan yıpranan kozamı
ipekböceği ömrü kadarcik
bir mutluluk için!..
gel el ele verelim!..
Tek başına tat vermiyor…
Yoksunluğun şarabından içmek…
gel yine berâber içelim!..
gülleri kıskandıran sevdâmızı
yeniden ezber edelim!
Yeniden yazsın rüzgarlar adimizi
Göklere, bulutlara
resmimizi çizsin dağlara!..
Yeniden düşler ülkesine
hayâller diyarına gidelim!..
Gülsuyu rengi gözlerinde
kendimi kaybettiğim
bilinmesin, söyleme kimseye!..
ne olup bittiğini yalnızca biz bilelim!..
Kara üzüm pekmezi bakışların
öksüz kalmış resimlerimin tek tesellisi!..
Hatıralarımı özlem emzikleriyle beslediğim
dedikodusu yayılmış her tarafa
deme sakin, yayan değilim!..
Yüreğini damıttığı
rafineri demişler gözlerine!..
Desinler, mühim değil!..
Kıskansınlar, aldırma!..
Biz birbirimizi sevdiğimiz,
ve sevmemiz gerektiği için sevelim!..
29.01.03
05.12.2004
**************
Barış Çağrısı
Baris varken ne bu hosgörüsüzlük?
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga? â
Hem ihânettir bu, hem görgüsüzlük
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Ne seni üzeyim, ne de sen beni…
Sen beni bagisla, gel ben de seni…
Nesiller affetmez asan, keseni…
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Kavganin kimseye olmamis kâri…
Körükler kavgayi, olan, çikari…
Basini kaldir bak, gör olanlari…
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Ayni toprak, ayni sudan var olduk…
Sen bana, ben sana niçin dar olduk?
Sebep ne, hemcinsken kör bakar olduk?
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Ne sen seçtin, ne ben ayri yollari…
Var eden böyle var etmis kullari…
Sökelim kâlplerden kinden çilleri…
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Sen insansan bende insanim, insan!
Tutarim elinden, yakamaya yansan!
Sen bana ihsansin, ben sana ihsan!
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Kavga ettirerek sömürmekteler…
Zevkle keyiflenip, semirmekteler…
Gelecegimizi kemirmekteler…
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Bugün kavgaliysak, yarin yüz yüze
Mecburuz, bakacagiz…biz göz göze
Bilmem gerek var mi aykiri söze?
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Savas hem seni hem beni yok eder…
Es, dostu aç kor düsmani tok eder…
Barismayan, yok olmayi hak eder
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
Birakalim nolur kini, garazi!
Kinle, garaz insanligin marazi! ?
Bugün yoksa da var, yarin terazi! ?
Hâlâ mi didisme? Hâlâ mi kavga?
……………..
ESKİ SEVDÂ YARASI
Yillar sonra
bir seyahat dönüsü
ugramistin,
hani hatirlar misin, bana?
Duygularim ve ayaklarim birbirine dolasa dolasa
karsilamistim seni otogarda.
Elinde küçük kirmizi bir valiz
ve yine o küçük çantan vardi omzunda.
-izlerimizi kaybedeli çok olmustu oysa..!
aklimi basimdan alan hâliyle gülümsemistin yine
ve gözlerin özlem atesiyle
yangin yerine benziyordu âdetâ.
Içimden o yanginda yeniden tutusup yanmak ve
atilmak geçmisti kollarina.
Kisa bir suskunluk ardindan
“hos geldin” demek nihâyet gelmisti aklima
mutlu ve sevinçli oldugun yansiyordu
baktigimda
“sag ol” diyen dudaklarinda.
Oturmus pastaneye birer bardak çay içmistik
yakarak yaninda birer sigara.
Sonra biletini almistik
biraz zaman vardi daha
arabanin kalkmasina.
Yan yana çekinerek
birilerinin görmesinden
yürümüstük
agaçlar arasinda
sonra oturmustuk bir banka
ve konusmustuk
yaptiklarimizdan ve yasadiklarimizdan
göz göze gelerek ara sira.
Gözlerin alev alevdi
ellerine ates gibi…
yanaklarinsa…
belki heyecandan kipkirmiziydi.
Bende senden farkli degildim aslinda.
Sanki yeniden kanamaya baslamisti
ikimizin de içinde
sönen yangin ve
kapanamaya yüz tutan eski yara.
Öylesine çilgin duygular
hâkim olmaya baslamisti ki duygularimiza
ne yapacagimizi bilmez haldeydik.
Sigara yakiyorduk öyle arka arkaya
insanlar dolasiyordu sagda solda
sanki bize baka baka.
Bu sekilde epey bir zaman geçmis
Ve aksam loslugu çökmüstü artik ortaliga.
Gözler gördügünü seçemez hale gelmisti.
Yöneldi birden
dudaklarim dudaklarina…
dudaklarinsa dudaklarima.
Inan degil hâlâ aklim basimda!
O, ilk ve son bulusmalari olmustu dudaklarimizin
Derken sen gitmistin,
gözlerin arkada
Bense…kalakalmistim…gözlerim yollarda.
Sen simdi yine uzaklardasin
her zamanki gibi
bense hâlâ ayni yerdeyim
o bank ve o aksam hep aklimda!
Unutmayacagim ve yasayacagim o âni, yasadikça!
04.05.03
……………..
ACILARIM RENK RENK SİMDİ!
Bahar dedi...geçti bahar...
Duygularim tek renk simdi!
Yüregime hicran yagar...
Acilarim renk renk simdi.!
Katlanamam göre göre...
Tek çârem o, vermez çâre...
Umutlarim yara, bere...
Ask tenime ek ek simdi!
Gelecekti...nerde kaldi!?
Düsünmez...kim derde kaldi?
Yas oldu gözlerde kaldi..
Özlemime yok denk simdi!
30/08/02
……………..
SEVDÂ İMZÂSI
Yalvarırım yapma diye!
Çok zor alamam rızâsını!...
Her bakışta yüreğime
Atar sevdâ imzâsını.
Derdi ne? itiraf eder
Varımı bertaraf eder
Gülüşleri paraf eder,
Atar sevdâ imzâsini.
Sorsam, demez niçin, niye ?
Ates üfler al yan diye
Sessiz sizar içeriye
Atar sevdâ imzâsini.
Anlayamam hâlâ niçin
Bana karsi edasini
Öyle agir baska gönül
Yüklenemez sevdâsini.
…………….
AKIL HOCASI
Ates de benden ögrendi yanmayi
Bakislara yakmayi ben ögrettim.
Benden ögrendi kelebek konmayi
Yildizlara akmayi ben ögrettim.
Güle koku veren, bana da verdi
Derman benim için yok etti derdi
Dilekler sayemde yerine erdi
Gözlere yas dökmeyi ben ögrettim.
Kâlplerden akip da dinmeyen yasa
Alev alev yakip sönmeyen yasa
Ok gibi firlayip, dönmeyen yasa
Amber gibi kokmayi ben ögrettim.
Giyinir tabiat çiçek salini
Füsun bürür her agaç dalini
Kimseye vermek istemez balini
Arilara sokmayi ben ögrettim.
Akil hocasiyim, akli çoraga
Iserim su gibi, yanmis kuraga
Elbet bir gün binecegim, Buraga
Bulutlara çikmayi ben ögrettim.
21 - 04 – 2001
11.09.2004
**************
GİZLİ SUÇ
Mümkün mü gözlerinle verdiğin meye kanmak
Tattıkça, yüreğimin hep içesi geliyor…
Alev gibi, yakmakta; elde değil yanmamak
Her damlası düştüğü yeri yakıp, deliyor…
Umursamaz durusun, ilgisiz gibi tavrın
Şanına uygun düşmez, iyi bil ki efkârın
Yaptığının hesabi sorulur inan yarin
Dilin saklasa, kalbin suçu neyse biliyor.
23 – 04 – 2001
05.07.2004
**************
A R Z – I H Â L
İnanın ki hâlimi beter etti ölmekten
Bana bir şeyler oldu, hep onu düşünmekten.
Eridi tunç benliğim, hayaller kura kura
His kaynağım kurudu, hislerimi gömmekten.
Mânevim çöle döndü, lâl oldu bülbül dilim
İsimleri unuttum, ismini söylemekten.
Anlatamam kimseye, öylesine bir dert ki
Sanmam büyük dert yoktur, böylesine sevmekten.
Beklerim ilgisini, yüreğim delik, deşik
Tek sevmesin, korkarım, büsbütün kaybetmekten.
İçim, dışım her şeyim onun ile dopdolu
Pervâneleri geçtim,etrafında dönmekten.
Elde değil, bilmeden düştüm bu çılgın sele
Sürüklüyor pesinden, korkuyorum gitmekten.
Ne kadar inlese de, duymaz nâlan kalbimi
Şifasız hastasıyım, özlemini çekmekten.
Bir yanlış eylemiyle yıkılır hayâllerim
Sevmiyorsa söylese, tükendim yas dökmekten.
Düştüğüm yol dönüsü asla olmayan bir yol
Anlatamam bir türlü, korkum ret edilmekten.
Arz-i hâlim bu, o da arz etse bir hâlini
Kahrolur, mahvolurum ona acı vermekten.
Içim buruk, askim yarim
Nasil olmasin efkarim
Sevdigiyle tek ben varim
Bir yastiga bas koymamis.
Simsek göklerle sevisir
Meyve sabirla erisir
Solmadan gülümü devsir
Dedim yâre, hiç duymamis.
Öyle güzel olmasaydi
Yüregime dolmasaydi
Keske aklim almasaydi
Öldürdü, güya kiymamis.
Deli oldum, aldirmadi
Düstüm, tutup kaldirmadi
Aglatti bir güldürmedi
Feryatlarimdan aymamis.
Yaptigi canima yetti
Ne kötülük varsa etti
Habersiz çekti de gitti
Odur aktine uymamis.
Hep dizlerimde uyuttum
Zehir lokma derdi, yuttum
Demis o da kim, unuttum
Adam yerine koymamis.
Ayaklarina sarildim
Umursamadi, darildim
Affedemem, çok kirildim
Sözümü makbul saymamis.
29/01/02
(www.kadirkaraman.com)
07.05.2004
**************
SULUSEPKEN
Ilerisi olmayan geri
esas kaynagi düslerin
mahvedecek her seyi
dalarsa daha içeri
hayallerin engizisyonu
daragaci gülüslerin
sulusepken câzibesi
bir esrarli susus sarpi
resmi, en girift hislerin
uçuk anlam körebesi
gözler özlemin mahseri
birdenbire çöküslerin
ilanidir gözyaslari
yikik yüregin yeniden
gökyüzünün talaslari
yeryüzüne hayat veren
bos kalmaz hayat cephesi
baslayinca dönüslerin.
gülenin mesnedi nese
aglayanin ne ola ki
seyret ayi, bak günese
yasamak zorlu belâ ki
tükenmez hiç debdebesi
bitmeyen dövünüslerin…
31.12.03
07.05.2004
**************
ŞOKKÖYDE SON DURUM
Duygular etmiş iflas...
Acı, ıstırap ihlâs...
Her tarafa çökmüş yas...
Son durum bu Şokköy’de.
Burçlarda dalgalanan...
Çapul, iftirâ, yalan...
Vîrâne, harap, kalan,
Son durum bu, Şokköy’de.
Sahne ürküntü, şiddet…
Nefes korku ve dehşet…
Prangalanmış medet
Son durum bu, Şokköy’de.
Gözler boşluğa mahkum...
Duygu sevgiden mahrum...
Kalpleri sarmış kurum...
Son durum bu Şokköy’de.
Karanlık hâkim yere...
Aydınlık sürgün köre...
Canlar ten için püre...
Son durum bu Şokköy’de.
Ekâbiranın aşkı…
Daima yetki köşkü…
Düşünürler hep meşki…
Son durum bu Şokköy’de.
Başın başında yara…
Bekler, bilinmez çâre! ?
Gören sanır maskara…
Son durum bu Şokköy’de.
Güçlü, müphem gölgeler! ?
Delil, hayâl belgeler! ?
Daha neler var, neler?
Son durum bu Şokköy’de.
23-11-2000
02.04.2004
**************
KARANLIK
Ümit şafağıma çöktü karanlık
Gönlümü tutsaklık elemi sardı.
Seyreder zulümü, ruhsuz insanlık
Özgürlük özlemim hayâlde kaldı.
Duygularım küskün, güneş uzakta
Canım debelenir kinlerden fakta
Ayrılık yakında, vuslat uzakta
Bilinmez ne halde dağların ardı.
15-05-2001
02.04.2004
**************
KANAYAN YARA
Bir yaram var: el dokun, el dokunma kanıyor
Gece gündüz sızısı huzur koymaz, tat vermez
Derdi mi ? usanmadan, bir hayâli anıyor
Derdi ki: derin gibi, inler, hiç rahat vermez.
Ağlamaklı gözlerde büzülendir gözyaşı!...
Can yanınca, artar da dizilendir gözyaşı!...
Su taşı gözlerinle, yaralı yangın kâlbe …
Kanayan bir yürekten süzülendir gözyaşı…
Kurumasın su var ki, kaynağı kuraklıktan
Acı dehlizlerinde ezilendir gözyaşı…
Sevinçlerdir, sebebi, elemlerdir…arama!...
Can üzüldükçe candan yüzülendir gözyaşı….
Gizli olur içerde, yüz yansıtmaz gerçeği
Aksa kendiliğinden, kızılandır gözyaşı…
Öylesine çekilmez olduğunda yaşamak
Vücutta her zerreden kazılandır gözyaşı.
Kalmayınca çıkar yol, depreşince özlemler,
Okunmayan mektuplar yazılandır gözyaşı…
**********
İLK BÛSENİN ATEŞİ
Gitmez dudaklarımdan ilk bûsenin ateşi...
Kâlbimde başlattığı yangın devam ediyor...
Batmaz, karanlığıma doğan sevdâ güneşi...
Her yanımı felç eden salgın devam ediyor...
Unutamam; sarhoşluk verdiği o süzüşü...
Aklımı baştan alan o hercai gülüşü...
Sanmam, bir daha görmem mümkün olsun o düşü...
O günden beri aklım dalgın devam ediyor...
Bir esrarlı manzara varlığını bürüyen...
Özlem oduyla yanan, içten içten çürüyen...
Kavuşma coşkusuna umudunu sürüyen...
Korkuluk umutlarda...yılgın devam ediyor
Çöktü direnci, güçsüz...hiçbir aşkı kaldırmaz…
Bir çılgınlık içinde, umarım ki çıldırmaz!?
Nasihat ettim, îkaz ettim, aslâ aldırmaz!
Uslanmaz gönlüm, yola, çılgın devam ediyor...
03/08/02
28.02.2004
**************
ELİMDE OLSA
Zamanı durdurmak elimde olsa
Durdurup inan ki sana koşardım.
Canıma varlığın kor gibi dolsa
Şikayet etmeden öyle yaşardım.
Meyletmezdim inan başak birine
Dolduramaz, kimi koysam yerine
İşlemişsin candan daha derine
Seniz yaşamayı çok zor başardım.
Gözlerimde yüzün, yüreğimde sen
Mümkün değil çıkman bir ân içimden
Ne olursun bir kez tut ellerimden
Damla olsa sevgin, coşar, taşardım.
Kaçsan benden, gitsen çok uzaklara
Düşerdim ardından hemen yollara
Ağlıyorum sensiz geçen yıllara
İsteseydin, engelleri aşardım.
31.01.2004
**************
SIR GİBİ
Söyleyeme, sır gibi hep aklında kalayım…
Yüreğinde açılan güller benim olmalı!
Kavrulduğunda canın, susuzluğun olayım…
Üzülürsen acıyan benim canım olmalı.
Gözyaşın akacaksa yüreğime dökülsün
Ağlama da sen gülüm, benim göğsüm sökülsün
Sevin, her zaman mutlu ol tek boynum bükülsün
Kalacaksa kalbinden miras bana kalmalı.
Ben yanayım, olmasın, sana mekan cehennem
Üfle ki, nefesinle küle dönsün her zerrem
Kabulüm verilirse sen ve aşkınla İrem
İrem’imde her zaman bestelerin çalmalı…
08.04.03
………
ALEM GÖZLÜM
O kadar hastayım ki sana
Âlem gözlüm
İnan o kadar
Özleminle içimde
Erozyonlar
Heyelanlar var.
Acılarım acır
İnan ki ince, ince
Sancılarım sancır
Gayet derince
Aklıma geldikçe yüzün
Kaplıyor yüzümü
Mahşeri bir hüzün
İçime yanardağlardan
Akkor, akkor
Lavlar akar
Lav püskürtmeye başlar
Ruhumdaki sönmüş yanardağlar
Dağ-dağ gezmene lüzum yok
Alem gözlüm
Av peşinde
Taze otları ezerek
Ömrünü tüketmene
Hele hiç lüzum yok
Ancak ahmaklar
Sarplarda av kovalar
Bir bakarsan etrafına
Sana av olmak için
Yalvaran bakışlarla
Can atan binlerce av var.
……………..
HASRETLİK
Çok çok uzaklarda yuvamla yurdum
Özüme kaynar su dökülmüş gibi!..
Hasret kavurması oldu vücudum
Ciğerimden canım sökülmüş gibi!..
Yüreğim yakınken, kendim ırağım
Kavuşma bekleyen müzmin kurağım
Her yerim hârabe, viran yüreğim
Kalkamam ayağa yıkılmış gibi!..
Buz tutan çözülen özlem canımda
Ölsem, dirilsem yok, kimsem yanımda
Kaynıyor ayrılık gamı kanımda
Sevgi hislerimden çekilmiş gibi.
Bitmeyen hasrete canım ezilen
Yoktur çektiğim adını bilen
Nerede belirsiz; bekleyen, gelen
Bakarım yollara çakılmış gibi!
09.02.03
…………
ACILARIN TÜRKÜSÜ!
Şu, her bir damlası
lav olan gözyaşlarını…
-rengini kızıl güllerin renginden almış
üzerinde acılardan izler kalmış…
dökmesen olmaz mı?
Mahzunluğun hicrânını yaşayan yüreğime
- ki elemlerin küskün tarlası…
ve yalnızlığın sancısıyla perişan gözlerime…
acılarından perde çekmesen olmaz mı?
Geri dönmeyecek harp kervanlar gibi
geçen acılar kervanıyla birlikte
içime elemin hiç güz bilmeyen
ve meyvesini hep yenileyen
kahır tohumlarını ekmesen olmaz mı?
Olmaz mı? ölü başında...tesellisiz...
kan çanağına dönmüş gözleriyle
işitenleri dağlayan
sesiyle ağlayan
acılı bir yüreğin feryadıyla…
-dilinde acıların türküsü,
çekilen, çekilmeyen bütün çilelerin tarlası göğsü…
zamana…
kendinden bir şeyler eksilten
ve götürdüğünü geri getirmeyen,
getirdiği ise sevilmeyen zamana…
umut bağlayan…
tükenmeyen özlemlerin ardından
cılızlaşmış umutlarımı
sökmesen olmaz mı?
18/09/02
28.12.2003
**************
SON NÂME
Kanlı göz yaşlarınla yazdığın son nâmeyi
Okudum göz yaşlarım aka aka sevgili
Saplandı yüreğime sensizliğin hançeri
Can verdim hâyaline baka baka sevgili.
Özleminle benliğim bir yanardağa döndü
Gözlerimden dökülen kor sağanağa döndü
Biter dediğin hasret, aşılmaz dağa döndü
Tükettim tüm ömrümü, çıka çıka sevgili.
Gözlerin gözlerime takıldı uzaklardan
Hatıralar getirdi tattığımız bahardan
Oldu, o bakışların alev alev buhurdan
Eritti benliğimi, koka koka sevgili.
Mümkün değil; sakinleşmem…
Gözlerinle bağla beni!
Sevdâyla yanmadan pişmem…
Askın ile dağla beni!
Canının her yerindeysem
Yüreğinin terindeysem
Dokunma hiç, derindeysem
Sevdân ile ağla beni!
El âleme kör olayım
Dilindeki zâr olayım
Özlediğin yâr olayım
Hasretinde çağla beni…
Rengarenk gül açar bir bağ
Rüzgarını özler bir dağ
Şâhikama kar gibi yağ
Götür sana çığla beni.
Bil ki askın canda sizi
Hayâlindir saran bâzı
Olmam desem bile razı
Gece gündüz ağla beni!
02.04.03
**************
Kadir KARAMAN (İnşaat Mühendisi - Şair) :
KADİR KARAMAN :1956 yılında Sivas ilinin, Şarkışla ilçesine bağlı, Cemel beldesinde doğdu.
1979 yılında, Üniversiteyi inşaat Mühendisi olarak bitirdi.
Şiirleri çeşitli dergi ve gazetelerde ve web sitelerinde yayınlanmış ve yayınlanmaya devam ediyor.
İlk kitabı olan “KANIMA CEMRE DÜŞTÜ” 1997 yılında,
İkinci kitabı olan “GÖÇMEN KUŞLAR DÖNMEDİ” 2001 yılında
Üçüncü kitabı olan “GÖNLÜMÜN GÜZ MEVSİMİ” 2003 yılında
Kayseri’de yayınlanmıştır.
Bazı şiirleri bestelenmiş “Külli Aşk” isimli kasete okunmuştur.
Merkezi Kayseri'de olan ANASAM genel başkan yerdımcısı ve TYB üyesidir.
www.KadirKaraman.com adlı sitesi vardır.