Size bir önceki seslenişim bir şiirdi. O şiirdeki olumsuzluklarla kuşatılmış bir dünyada, özellikle bölgemizde, sevda şiirlerine yürek yatmıyor bir türlü. “Dinim için adam başı keserim; kadının bir tel saçı görünürse yakarım” deyip yaygara koparanlar, Irak’ta körpe kızların, taze gelinlerin, çoluk çocuk sahibi kadınların namusları için ses çıkarmıyor nedense. Nedense, bu gidişle, Ülkemizin bölünüp sonra da işgal edilip Irak gibi olacağımız dindar görünenlerin hiçbirinin aklına gelmiyor. Bu konuda Müslümanlığı kimseye bırakmayan BÜYÜK (!) basından, büyük (!) kalemlerden de ses seda çıkmıyor. Ne gösteri yürüyüşü, ne bir şey.
Neden bunları yazıyorum?
Gelen şiirlere baktım, kimse bu yangına bir kova su atmaya yeltenmemiş.
Şairliğe soyunan insanlar, önce yöresindeki olan bitene duyarlı olmalıdır. Atatürk’ün “Bağımsızlık benim karakterimdir”
sözü tam şaire göredir. Şair, Coni’nin kirlettiği Semraların hesabını silahıyla soramıyorsa, kalemiyle sormalıdır.
Ve sordum kendi kendime: “Din adına mangalda kül bırakmayan yeşil basın ve onun muhterem kalemleri, Yeşil dolarları koklanıp koklanıp susuyorlar; enfiye gibi geliyor onlara; mayışıp kalıyorlar. Peki benim sevgili şairlerim neden susuyor?” diye. İnanın yanıt bulamadım.
Daha Uzatmayayım: HAYDİ DUYARLI OLMAYA
*******
BİRKAÇ RİCA :
Lütfen yaşlarınızla ikide bir oynamayınız. Bu değişikliği tüm şiirlere uygulamadan sistem kabul etmiyor; bu da çok zaman alıyor.
Mesleklerinizde değişiklik olduğunda da uyarınız.
Bazı dostlarımız özel yanıt istiyor; bu olanaklı değil.
Ayda bir güncellenmesi planlanan sayfalarımızı, bilgisayar çökmesi, hastalık, zorunlu seyahatler… gibi nedenlerle geciktirebiliyoruz. Sayfanın güncellenip güncellenmediğini, “Yönetmen” notundan anlayabilirsiniz. Şiir havası taşıyan ürünleri genelde yayımlıyoruz. Şiire yaklaşmayan, birbiriyle bu yolla mesajlaşmak isteyen satırlara ise, üzülerek, yer veremiyoruz.